Biz farklıyız. Çünkü biz ERBAALIYIZ...

İlahiyatçıya Tokat Gibi Cevap

Kur'an-ı Kerim'in Anlamı üzerine bir öykü...

1989 yılıydı asistan olmuştum, Samsun'da.
O zaman İngilizce merakımız vardı, bir turist görsek İngilizce konuşsak derdik.
Samsun'dan Trabzon'a bir bayram vesilesi ile yolculuk yapıyordum.
Yanıma iki tane Belçika vatandaşı turist oturmuş. Onların turist olduğunu anlayınca hemen 5-10 kelime ne kadar biliyorsak İngilizce onlarla konuşmaya çalıştım.

Tanıştık,
-"Ne iş yapıyorsun" dediler bana. Bende;
-"Araştırma görevlisiyim" dedim.
-"Hangi alanda?" diye sorunca bende;
-"Tefsir, yani Kur'an manası üzerinde çalışıyorum." dedim.
-"Bravo, çok güzel." dediler.
-"Nedir Kur'an'ın özelliği kaç tane bölümü vardır." dediler. Bende dedim ki;
-"Kur'an'ın bölümlerine sûre denir, 114 tanedir." dedim.
-"Biliyor musun?" dediler 114 tanesini de, bende hafız olduğum için,
-"Biliyorum." dedim, "Hepsini biliyorum" dedim. Hafız olduğum için, tabi hafızın ingilizcesini bilmediğim için "Kur'an'ı baştan sona biliyorum" dedim. Bana dedi ki;
-"En uzun sûre hangisi?" bende,
-"Bakara sûresi" dedim, "2. sure."
-"Neden bahseder?" diye sormaz mı? Bakara suresi neden bahseder. Ben ne bileyim neden bahseder yani. Ne güzel biz anlamadan okuyoruz işte. Bakara suresi neden bahseder sorusuyla hiç karşılaşmadım ki ben. Ama az çok Bakara'nın anlamını bildiğim için,
-"Bir hayvan kesme, kurban kesme olayı var ondan bahseder." dedim. Güya büyük bir cevap vermiş gibi. Bir kahramanlık yaptık. Biraz sonra neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz tabi. Adam bana dedi ki;
-"Senin sözünü ettiğin o olay surede 7 ayet - 8 ayet, çok az bir bölüm" dedi. "Gerisinde ne var?" dedi Bakara suresinin.
Nereden bileyim hiç bakmamışım ki hiç okumamışım ki. 286 ayetlik bir surenin 6-7 ayetiyle ilgili birşey söylüyorsunuz 280 ayetiyle ilgili birşey söyleyemiyorsunuz. Hani utancımdan otobüs dursa da insem de ayrılsam dediğim zamanlar oldu. Biraz daha devam ettik bu defa demesin mi ki bana,
-"Sizde kutsal geceler var mı?"
-"Var." dedim,
-"Hangileri?"
-"İşte mesela Cuma akşamları kutsaldır." dedim,
-"Ne yaparsınız?",
1989 yılında yaşadım bu olayı...
-"Yasis okuruz."
-"Kime?"
-"Ölülere" dedim, "ölülere yasin okuruz." soruyu sordu vatandaş, -"Yasin'de ölülerle ilgili ne var da yasin okuyorsunuz?" dedi. Bakara'nın içinde ne olduğunu bilmeyen adam Yasin'de ne olduğunu nereden bilecek, merak etmedim ki. Yolculuk biterken bir not yaz dı ve elime verdi. Belçika vatandaşı İsrail asıllı Yahudi bir turist, indik ayrıldık sonra o yazdığı şeyi okudum. Yazdı ki;
-"Bir müslüman olarak, üstelik ilahiyat mezunu, üstelik bir tefsir araştırmacısı olarak, Kur'an-ı tanımak önce sizin görevinizdir. Siz Kur'an-ı tanımadan bu kitabı başkasının tanımasını isteme hakkınız yoktur." dedi.
Ben o gün bugündür 1989 yılından bu yana ne zaman Kur'an-ı elime alsam o turistin sözü hatıramda canlanır.

Yeni yorum ekle